Bir Dil Talebesinin Maceraları
ingilizceyle komik anılarım var Amerika’da.Bir kere çok hızlı konuşuyor Amerikalılar.Türkiye’den kalma ingilizce yeterli olmuyor.Neyse, ya Allah bismillah diyerek daldık yine bir maceraya.Tabi insan burada yaşayınca her şeyi yapmak zorunda kalıyor.Dille fena şekilde yüzleşiyorsunuz.Ben halimden pek memnunum da beni dinleyen ve anlamaya çalışan zavallı Amerikalılar hiç de memnun sayılmazlar :) . Arapça’yı öğrenirken de öyleydim.Fiilleri karıştırır, girdi diyeceğim yerde çıktı der geldi diyeceğim yerde gitti derdim.Çok basit kelimeleri unutur zor kelimeleri hiç unutmazdım.Tabi ki birde yanlış teleffuz meselesi var :). Ben de o konuda harikayım, kelimenin belini kırıyorum. Ben yabancı kökenli ortak kelimelerin Türkçesini söylüyor tahmini onlara bırakıyorum.Gel zaman git zaman insan alışıyor artık dile. İngilizce kelimeler giriyor Türkçe konuşmalarınızın içine . Önceden iki dilli konuşan insanları dinlerken gösteriş için kullanıyorlar zannediyordum. Oysa ki insan devamlı bir yabancı dile maruz kalınca ister istemez kullanıveriyor onları. Bu da dilde ilerleme kat etmenin göstergesi sayılabilir. Ama ileride uzmanlaşıca diller birbirine karışmaz , bu da profesyonelliğin göstergesidir.
Geçenlerde bizim sitenin ofisine gittim( leasing office) . İyi güzel merhabalaştık istediğimi güzel bir şekilde dile getirdim.Ama en sonunda öyle bir pot kırdım ki bütün konuşmayı batırdım. Beyefendiye müşterileriniz(customer) diğeceğime yolcularınız(passenger) dedim.Ne yapayım müşteri kelimesi yerine aklıma hep o kelime geliyor.Bir türlü beceremiyorum .Beynim nasıl kaydetmişse artık :)
Dili Yaşayarak Öğenmek
Tabi, heryerde İngilizce tabelalar , reklam panoları, ister istemez beyninize kazınıyor. Her dilde olduğu gibi İngilizcede de çok basit yapılarla konuşabiliyorsunuz.Bir diyaloğa kulak kesildiğimizde hep aynı kalıpları duyarız, sınırlı kelimelerle konuşuruz .Dilde en önemli unsur pratiği ,tedavülde olan kelimeyi yakalamaktır. Bir sözlüğü açtığınızda aynı kelimenin 5 tane karşılığını bulursunuz .Ama bu maalesef mutlak bilgi değildir. Mutlak bilgiyi ancak dili yaşayarak öğrenirsiniz.Mesela “hızlı” kelimesini baz alalım; sözlük anlamı “fast, rapid,quick,speedy “ Peki şimdi ben hızlı demek istiyorum.Hangisini seçmeliyim? Nereden bilebilirim. Ancak bir konuşma,haber ya da program esnasında o kelimenin hangi isimleri ve durumları nitelediği kulağıma çalınmışsa hiç düşünmeden söyleyebilir ve aynı şekilde yanlış kullanıldığı zaman da bunu kolaylıkla sezebilirim. Mesela hızlı artış (fiyatlar için) söz öbeğini rapid increase ile, hızlı araba ‘yı fast car olarak, zamanın hızlı geçmesini time passes quickly ile ifade edilir. Bu sebeple sözlüğü açıp kelime ezberlemenin pratik olarak pek bir faydası yoktur.
Ama kendinizi hiç yalnız hissetmiyorsunuz dili öğrenmeye çabalarken.Demek istediğim, Amerika’da o kadar çok yabancı var ki , doğma büyüme Amerika’lı olmayanlar aksanlı konuşuyor. O kadar çeşitli ki Japonlar, Çinliler,Pakistanlı Hindistanlılar, Mekskalılar , Güney Amerikalılar ,Avrupalılar ,Araplar... Tam bir cümbüş. Burada önemli olan kelimeyi doğru telaffuz etmek , aksanlı olmanız sorun teşkil etmiyor. Çünkü yerli halk bu durumla iç içe yaşıyor.
Konuşurken
Dilin basit olduğundan söz etmiştim. Bazen bana o kadar mekanik geliyor ki, duygularımın karşılığı gerçekten bu kelime mi diyesim geliyor. Özellikle de “make” kelimesi bana acayip yapmacık ve duygudan uzak geliyor.Neden bilmiyorum! Mesela “make fun” ;alay etmek,eğlenmek anlamına geliyor, “make someone angry” ;birini sinirlendirmek , “make noise” ;gürültü çıkarmak,” make food” yemek yapmak , “make an appointment”; randevu almak gibi.Ama sonradan düşünüyorum da her dilde edebiyat var.İngilizce için de geçerli birşey bu.Benim en büyük tutkum bir dili bir edebiyatçı gibi konuşabilmek,tüm duygularımı en doğru kelimeyi kullanarak ifade edebilmektir. Ama çok eski dönemlere gitmeden tabi:) .Bir yabancı dilin zevki, ancak böyle çıkar diye düşünüyorum. Taşı gediğine koyma sanatıdır dil. En kısa ve öz konuşma en iyi konuşmadır. Kulakları tırmalamaz. Hiç kullanılmayan kelimeleri günlük konuşmada kullanmaktan bahsetmiyorum. Eğer öyle yaparsanız etrafınızdakiler şöyle bir bakar bu deli kim diye:). Ama seviyeyi çok da aşağılara çekmemek lazım,yerine göre konuşulmalı. Halk içinde halk gibi, bir ilim meclisinde seviyeli bir dil ile konuşulabilir. Ama bir dili yeni öğreniyorsanız bu sorunu yaşarsınız mutlaka, çünkü mutlak doğru her zaman kurallı ve belirlenmiş olan değil alışılagelmiş popüler olandır maalesef. Bu yüzden karşımızda aslında iki dil vardır ikisi birbirinden ayrı ve bana göre ilk aşamada birbirine zararı olan faktörlerdir. Sokak diline alışınca bu yazdığımız yazılara olumsuz olarak yansıyabilir. Yazı diline alışınca günlük hayattan uzak hissedersiniz. Başlangıçta benim tercihim edebiyata ve yazı diline önem vermektir.Onu yaptıktan sonra günlük konuşma kısa zamanda öğrenilebilir.İkisi aynı anda da olabilir ama edebiyata her zaman biraz daha ağırlık verilmelidir.Bu dediklerim bir dili adamakıllı öğrenmek isteyenler için geçerlidir.
Türkiyede İngilizce öğrenmek için bir çok fırsatım olmuştu.Ama nedense öğrenememiştim. Biz Türkler yabancı dil konusunda neden bu kadar çekinceliyiz bilemiyorum. İlkokuldan üniversiteye oradan yüksek eğitime neredeyse her yıl karşımıza çıkıyor. Yazık bize ! Kimbilir bu ana kadar kaç saat İngilizce gördük tahmin bile edemiyorum. Ben de kendimden itiraf edecek olursam Amerika’ya geleli neredeyse 1 yıl olacak hala direniyorum İngilizce öğrenmemek için :) . Neyse sonumuz hayır olsun. Şu bir gerçek ki hakkını veren başarıyor. Çok da büyütülecek bir dava değil :)
Son Söz
Şu küresel alemde İngilizce olmazsa olmazdır.Bunu açık ve net bir şekilde söyleyebilirim. En kısa zamanda hedeflerinizin arasına koymalısınız İngilizce’yi.
Bu yazım bir başlangıç olsun dedim. Daha yazacağım o kadar çok konu var ki .İnşallah sırasıyla gelecekler.Umarım bu yazım faydalı olmuştur. Tüm dil öğrenenlere kolay gelsin diyor ve başarılar diliyorum :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder